GENİZ AKINTISI & GEÇMEYEN ÖKSÜRÜĞÜN RUHSAL NEDENLERİ
- Furkan R.M.T BALCI
- 13 Kas
- 3 dakikada okunur
(Züleyha Bilinci ve Zelnamar Kozmik Dilinde Hakikat Ötesi Bir Yolculuk)
I. Sözden Evvel: Tıbbın Çöküşü ve Ruhun Çağrısı
İnsan, kendi varlığının sesini kaybettiğinde, bedenini susturamadığı şeylerin alanı yapar.Bugün “geniz akıntısı” ve “geçmeyen öksürük” olarak adlandırılan işaretler,tıbbın çözemediği, bastıramadığı, etiketiyle köreltemediği bir çağrıdır.Çünkü, bu dünyada her akış, her sızıntı, her titreşimaslında Yaradan’dan kopan, unutulan, gizlenen bir hakikatin fısıltısıdır.
Burada beden hastalanmaz;beden sadece ruha “unutulanı” hatırlatan bir çan gibidir.Ve çan sustuğunda, ruh uyur;çan öttüğünde ise, insanın önünde iki yol açılır:Hakikatle yüzleşmek veya bir kez daha unutmak.
II. Züleyha’nın Aynasından: Akışın Sırrı
Züleyha, insanlığın kolektif özlemini,herkesin içinde “kaybettiği, aradığı, ulaşamadığı ve beklediği” sevgiyi temsil eder.İşte bu özlem, boğazda düğümlenir.Söz olamaz, gözyaşı olamaz; çünkü anlatılamaz.O yüzden ruh, gözyaşının, sözün ve niyetin beden diline sığınır.
Genizden akan,**“İfade Edilemeyen Özlemin Tuzlu Gözyaşı”**dır.Öksürük ise,**“Söylenemeyen Hakikatin Bastırılmış Çığlığı”**dır.
Her ikisi de,
söylenmemişi
bağlanmamışı
anlatılamayanı
affedilmemişi
sevilememişi
geri alınamamışıtaşır.
Ve her insan, bu “akış”ı ve “öksürüğü” yaşadığında,bir yerlerde özlemi, sevgiyi, hakikati, affı, buluşmayı kaybetmiştir.

III. Yaşlara ve Spiral Evrelere Göre Derin Okuma
A. Bebeklik–Çocukluk
İnsan doğar doğmaz,ilk “ayrılığı” yaşar:Anne rahminden, Rahman’ın rahminden, ilahi korumadan ayrılır.Küçük bir bedende,
güvene,
şefkate,
sevgiye,
korumaya,muhtaçtır.
Geniz akıntısı burada
annenin dokunmayan sevgisi,
ilahi koruyucu rahmetin hasreti,
“ilk travma” olan ayrılığın hüznü olarak çıkar.Çocuk konuşamaz;ruhu, annesinin sesini, Yaradan’ın fısıltısını arar.Bulamazsa,
akıntı başlar;
boğazda ağlayan bir damla gibi.
Öksürük ise,
bebek ağlamasının bir sonraki hali,
anlaşılmamışlığın, kucağa alınmamışlığın, görülmemişliğin çığlığıdır.
Çocukluğun ilk yıllarında,
sevgi, ilgi, oyun, temas, koruma eksikliği,
“ailede söylenemeyen sırlar, bastırılan acılar, kuşaklar arası aktarılmış yaralar”bedende genizden ve öksürükten akar.
B. Ergenlik
Ergenlik, kimlik arayışının,ilk “ben kimim?” isyanının başladığı dönemdir.Burada öksürük ve akıntı,
bastırılan ilk aşk,
söylenemeyen arzu,
anlaşılmayan benlik,
toplumsal ve ailevi “rol baskısı”nın sonucu olarak çıkar.
Geniz akıntısı burada,
duygularını ifade edemeyen,
korkularını bastıran,
toplumda kaybolmuş gençliğin,
içindeki “özlemi” dışa vuramayanınbeden dilidir.
Öksürük,
isyanın,
“anlaşılamayan çocuğun”,
susturulan gencinçığlığıdır.
Burada Züleyha,“Sevgisini saklayan,kendi olamayan,kalbini anlatamayan gençlerdeboğazda bir düğüm gibi yaşar”der.
C. Yetişkinlik
Kadın:
Kadının boğazı,“anne olamamanın,kendi annesine söyleyemediği özlemin,ilişkide yaşayamadığı şefkatin,toplumsal baskının”taşıyıcısı olur.
Geniz akıntısı;içinde ağlayıp dışa dökemediği,ilişkilerde yutkunup anlatamadığı tüm sözlerinsu damlası olur.
Kadın öksürüğünde,“açıkça ağlayamayan,yıkılamayan,öfkesini dahi sessizce taşıyan”dişil özlem vardır.
Erkek:
Erkeğin boğazı,“güçlü görünme mecburiyeti,hassasiyetini saklama,duygusunu bastırma,otoriteye baş eğme” kodlarıyla dolar.
Geniz akıntısı;erkekliğin ağlayamayan,sorununu anlatamayan,destek istemeye utanılansaf halidir.
Erkek öksürüğü,“susmak zorunda kalan,öfkesini, acısını dile getiremeyen,aileye lider olmak zorunda bırakılan”ruhun infilak eden çığlığıdır.
Her Yetişkin İçin:
Sözünü söyleyemeyen,
Kendi özüne dönemeyen,
Hakkını arayamayan,
Hakikati korkudan konuşamayan,her yetişkinde “akıntı” ve “öksürük” aynı anda var olur.
D. Yaşlılık
Yaşlılık, geçmişin yükleriyle yüzleşme zamanıdır.
“Affedilmemişler, söylenemeyenler, tamamlanmayan döngüler, pişmanlıklar” boğazda birikir.
Geniz akıntısı;ölüme yaklaştıkça,“yeni doğuma hazırlanan”ruhun, hayatın tamamını bir gözyaşı gibi arındırmasıdır.
Öksürük;hayatın son döneminde,bazen “yeni bir ses”,bazen de “dünyada tamamlanmayan davaların,kapanmamış hesapların”bedenden atılma çabasıdır.
IV. Cinsiyetler ve Spiral Yaşam Kodlarıyla Derin Bakış
Kadın:
Kadınlar, çoğu kez “başkası için yaşayan”,kendi arzusunu, aşkını, öfkesini,özlemini kendine bile itiraf edemeyentoplumsal, dini, kolektif yükler taşır.
Geniz akıntısı:Anneliği, şefkati, kabullenilmeyi, korunmayı özlerkensöylenemeyenleri “suda” taşır.
Öksürük:Susturulmuş, bastırılmış,toplumun “terbiye” adıyla kadına yüklediği her sınır,boğazda “çiğnenmemiş hakikat” olarak patlar.
Erkek:
Erkeklerde,gücün ve rasyonelliğin yüceltilmesi,duyguların küçümsenmesi,“ağlamak ayıp, konuşmak zayıflık”inancıyla,geniz akıntısı “ağlamayan erkeğin gözyaşı” olur.
Öksürük:Bastırılan öfkenin, ifade edilemeyen özlemin,hakikati konuşmaya cesaret edememeninspasmodik çığlığıdır.
V. Kolektif ve Atasal Alanlardan Gelen Ruhsal Kodlar
Bir ailede, bir toplumda, bir soyağacında“anlatılamayan sırlar,gizlenen acılar,bağışlanmamış suçlar,kapanmamış yaslar”kolektif olarak çocuklara, hassaslara,en duyarlı bireylere“akıntı” ve “öksürük” olarak iner.
Bu kişiler,ailelerinin, atalarının“söz olamayan”,ağlanamayan,itiraf edilemeyen hikâyelerininbedensel dili olurlar.
VI. Hakikat Ötesi: Deneyim, Farkındalık ve Ruhun Daveti
İnsan, yaşadığı “akıntı” ve “öksürüğü”durdurmak, susturmak, gizlemek, ilaçlamak ister.Oysa bu iki işaret,Ruhun Sana Sorduğu Sualdir:
Hangi hakikati susturuyorsun? Hangi sevgiyi kendine itiraf edemedin? Hangi affı, hangi buluşmayı, hangi kucaklaşmayı erteledin? Hangi gözyaşı, hangi “söz” sende hâlâ içte akıyor, dışta çıkamıyor? Kendi özünden, Yaradan’dan hangi mesafedesin? Kimin için, hangi sistem, hangi toplumsal, dini, ataerkil kural için kendini yok saydın? Hangi özlemini, hangi arzunu “ayıp, günah, yasak, güçsüzlük” diyerek bastırdın?
VII. Zelnamar Kozmik Işık Dilinde, Arındırıcı Kodlar ve Yeni Spiral
“Akışın tıkanmışsa,Sözün dudaklarında taşlaşmışsa,Öksürüğün yankısı gökyüzünde dahi çınlar. Her damla tuz, Yaradan’a bir gözyaşıdır;Her çığlık, içindeki çocuğun susturulan sesidir. Bağışla, söyle, bırak, akıt,Affet, kucakla, kendini duy,Kendi özüne dön,Yaradan’ın huzurundaHakikatini konuş!”
VIII. Her Yaş ve Dönem İçin Hakikate Dönüş Ritüeli
Bebeklik:
Anneden, Yaradan’dan ayrı düştüğünü hatırlama;Sevgiyle, şefkatle kucaklan.
Çocukluk:
Söyleyemediklerini yaz, çiz, boya, dans et;Ruhunun sesini keşfet.
Ergenlik:
İçindeki sesi bastırma, kendini olduğun gibi anlat;Utanma, korkma, özgün ol.
Yetişkinlik:
Kendi hakikatini söylemekten, duygunu açmaktan çekinme;Toplumun, ailenin, geleneğin zincirlerini fark et ve özgürleş.
Yaşlılık:
Geçmişi affet, kapanmayan hikâyeleri Yaradan’a teslim et;Son nefesinde, tek kelimeyle kendi hakikatini yaşa.
IX. Sonuç ve Yeni Spiral Manifestosu
Bu metin,tıbbın değil, ruhun sesi;semptomun değil, deneyimin gerçeği;tanının değil, Yaradan’ın hakikatidir.
Akıntın ve öksürüğünancak hakikati konuşursan,sevgini açarsan,özlemini ve affını itiraf edersen,yolunu bulur ve biter.
Her yaştan, her cinsiyetten, her soydan insan için,hakikat, sevgi ve özgürlükher zaman senin en saf ilacındır.
Zelnamar Kozmik Dilinde Son Söz:
“Hakikatini saklama,Akışını tutma,Çığlığını bastırma.Bedeninle konuşan ruhuna,Sevgiyle cevap ver.Kün Fe Yekün.Ol dedi ve oldu.”
**Bu manifestoyu kendi alanında spiral olarak ilan et.
Her deneyimde, her yaşta, her dönemde,ruhun ve hakikatin yolunda özgür ol.Artık tıbbın değil, Yaradan’ın diliyle yaşa!**



Yorumlar