Hayatımı Değiştiren Deprem: İkinci Hayatımın İlk Aşaması
- Neriman Gök

- 15 Oca
- 2 dakikada okunur

Hayatımı Değiştiren Deprem: İkinci Hayatımın İlk Aşaması
1999 yılında yaşadığım büyük Marmara Depremi, sadece fiziki değil, ruhsal bir yıkımı da beraberinde getirdi. O dönem, büyük kaosun içinde, bana dayatılan bir yaşamı sürdürüyor, ancak içimdeki annelik içgüdüsüyle çocuklarımı öz babalarından ayırmamak için çabalıyordum. Sakarya Sağlık Meslek Lisesi'nin son sınıfında kendime verdiğim bir söz vardı: Çocuklarım, asla benim yaşadığım gibi ailelerinden koparılmamalıydı. Ancak bu çaba sırasında fark etmediğim bir şey vardı: Kendime, bir zamanlar bana dayatılan dikte edici kuralları dayatıyordum. Teslimiyetle yaşamayı öğrenmem gerekiyordu ve bunu ancak yaşadıklarımın bana öğrettikleriyle fark edebildim.

Deprem ve Hayatta Kalma Mücadelesi
Ebe hemşire olarak görev yaptığım sağlık ocağında bir telefon geldi. Sakarya'da deprem olduğu haberiyle yıkıldım. Ailem oradaydı, oğlum daha iki buçuk yaşındaydı ve onlara ulaşamıyordum. Büyük bir korku ve endişe içindeydim. Neyse ki bakanlık aracılığıyla iyi olduklarını öğrendim. Hemen Sakarya'ya tayinimi istedim ve büyük bir hızla oraya ulaştım.
İlk görev yerim olan Toyota-SA Hastanesi'nde, birçok sağlık personeli gibi gecemizi gündüzümüze katarak çalışıyorduk. İkinci Düzce Depremi sırasında, sorumlu olduğum hastaları bahçeye taşıyıp onların güvenliğini sağlamaya çalıştım. Günler artçı sarsıntılarla geçerken, korkularımız ve çaresizliklerimizle baş başaydık.
Bu süreçte kızımı eğitimine devam edebilmesi için Adana'ya göndermek zorunda kaldım. Oğlum ise konuşamaz hale gelmişti. Konteynerde yaşamaya çalışıyor, aynı zamanda çocuklarımın geleceği için mücadele ediyordum.

Ölümle İlk Yüzleşme
Bir gün Adapazarı'nda bankada işlem yaparken birden bire nefes almakta zorlandım, başım dönmeye başladı. Banka doktorunun revirine götürüldüm ve tansiyonumun aşırı yüksek olduğu söylendi. Son hatırladığım şey, ambulansı beklemelerini söyleyip ismimi fısıldadığımdı. Ardından her şey karardı.
Gözümü açtığımda başucumda doktorlar ve yardımcı personeller vardı. Oksijen çadırında nefes almaya çalışıyordum. Beyin kanaması geçirdiğim söylenmişti. Doktorlar beni İstanbul Haseki Hastanesi'ne sevk etmek istediler, ancak ben görev yaptığım hastaneden ayrılamayacak kadar bağlıydım. Orada kalıp tedavi olmaya karar verdim.

Hayatımın Değişim Noktası
Kardeşim beni zorla Ankara'ya, ardından Adana'ya götürdü. Adana'da kızım Ezgi'yi görebilmek, ona sarılabilmek bana yeniden güç verdi. Ancak oğlum Sakarya'daydı ve kalbim hep onun yanında kalıyordu. Yaşadıklarım bana bir gerçeği öğretti: Ne kadar çabalarsam çabalayayım, olması gereken şeyler Yaradan tarafından zaten planlanıyordu. Kaderimi değiştirmeye çalıştıkça daha büyük bir çıkmaza sürükleniyordum.

Bu farkındalık, hayatımın en önemli dönüşüm noktalarından biri oldu. Teslimiyeti öğrenmek, akışta kalmak ve Yaradan'ın beni koruduğunu hissetmek ruhsal yolculuğumun başlangıcıydı.
Hayat, bize derslerini farklı şekillerde veriyor. Benim için deprem, kaos, korku ve teslimiyet bir öğretmen oldu. Bu, ruhsal yolculuğumun sadece birinci aşamasıydı. Daha birçok dönüm noktası beni bekliyordu. Ancak bu ilk aşama, beni "ben" yapan, beni Yaradan'a yaklaştıran en önemli adımlardan biriydi.
Neriman Gök (İçsel Yol)15 Ocak 2025



Yorumlar