Özden Gelen Sözler: Hayatın Çok Katmanlı Yüzü
- Çiğdem Bilgi

- 20 Ara 2023
- 3 dakikada okunur
Bu gece yazarak meditasyon çalışmada ruhumdan geleni yazmak istedim..
Ruhumuzdan gelenlerle yaşamak; acaba nasıl bir şeydi, neydi? Yüzlerce yıllık geçmişimiz, belki de yedi ceddimize dayanan, ilk yaşamdan bugüne dek süregelen nice yaşamlar... Zaman aktı, hayatlar birbirini tekrar etti. "Tarih tekerrür eder" derler ya, neydi bu söylentiler?
İnsanlar yaşadılar, birlikte yaşadılar. Kabileler halinde geldi geçti bu dünya. Kimi bir gülümsemeyle nasiplendi, kimi göçebe olarak ordan oraya sürüklendi. Kimisinin nasibinde sevdikleri oldu, kimisi ise bir kucak, bir sarılma, sıcak bir yuva aradı.

Hayatın anlamını ararız oysa; herkes bir anneden doğar, bir babası vardır. Yaşayan, yaşamayan, yanında olan ya da kaybeden... Hepimiz birbirimizin özünden gelirken, değişen yaşamlar ve etkilenen olaylarla gelişiriz. Bazen kardeşlerimiz olur, bazen tek başımıza yaşarız dünyayı. Ama ne olursa olsun, birbirimizin yaşantısını gözlemleyip, etkilenir, hayatlarımızı kopyalarız.
Bazen annemiz gibi yaşarız, onu taklit ederiz; bazen baba oluruz, onun gibi davranırız. Bazen baş edemediğimiz şeylerde korku yaşarız, korkulara sahip oluruz. Kendi başımıza gelen sınavlarda bazen de hep aynı olaylarla, aynı yaşamı yaşarız ve çıkamayız o döngüden.
Oysa hayat neydi? Ne derler, biz bir sınava geldik mi gerçekten? Yaşam neydi? Kimin neyin sınavıydı? Sınavdaki derslerimiz neydi peki? Okullarda gördüğümüz hayat bilgisiyle aynı mıydı yaşadıklarımız?

Ben kardeşimden farklıydım. Anneme benzemezdim, babam gibi de olamadım. Benden farklı çok hayat yaşadım, karşılaştığım insanlarla. Çocukları vardı, sabahtan yatana kadar kontrol edenler; içerde, dışarıda, kaç yaşında olduklarına bakmadan... İlginçti.
Hayatlar ilginç... Bazı yakınlarımız vardı ki, üzerlerinde bir ağırlık hissedilirdi. Hepimiz belki birbirimizle akrabaydık, birbirimizin aynısı gibiydik ama bambaşkaydık. Bu da çok ilginçti. İçimizde isyan eden, aykırı olan yanlarımız vardı. Neden alışılmış şeyler yapılması gerekirken, bir yanımız neden ayaklanır?
Bazen tüm herkes anne baba olurken, neden ilişkiler kopuktu? Neden aynı kişi olunmuyordu? Bir baba gibi olduğunda, yine aynı kişi olunmuyordu. Anne olamayan, eş olamayanlar vardı. Kendi olamayanlar, anne olmaya, baba olmaya, eş olmaya kalkışıyordu.

Ben hiç insanları anlamadım. Ne onları kopyalayabildim, ne de aykırı olduğum için onlarla çatıştım. Ne onları kabul edebildim, ne de onlar beni kabullendi. Birbirimizi kendi içimizde var edemedik.
Hepimiz bunları yaşıyor olabilir miyiz? Etrafımızda tonla insan varken, neden yalnızız? Neden uzaklaşmak, yalnız kalmak istiyoruz? Bazen yok olmak, bazen kaybolmak...
Hayatın ilginçliğini kırkıma geldim, hala anlayamadım. Her günüm o kadar farklıydı ki... Ne varlığın, ne yokluğun içindeydik, bilemedim. Bazen milyonlar içinde tek başıma her şeyi yüklendim. Bazen gerçekten tek başınaydım, kimsesiz hissettiğim anlar...
Belki kimseye ihtiyacımız yoktu. Belki de aradığımız, beklediğimiz tek şey, bir yaratana, güç ve büyüklüğe ihtiyacımız vardı. Bir barınak, bir el, bir sığınak... Belki de bir sevgi arayışımızdı.
Belki de etrafımızda tonla dolu olan griliklerden, gölgelerden, karanlıktan çıkmaktı. Yeterince hayal kırıklıkları yaşamıştık, herkesin karşısında yeterince güvensiz, çaresiz kalmıştık. Renkli, büyük dünyaların karşısında, ekranlardan farklı, fazla zıtlıklar vardı.
Bazen derdik, "Allah var" ama neden ulaşamıyoruz? Bazen derdik, yok mu, bize mi yok? Garipti... Unuttu mu bizi? Yok muydu gerçekten? Varsa, nasıl ulaşacaktık? İçimizdeki Allaha nasıl ulaşacaktık? Özümüze nasıl kavuşacaktık?
Hangi derslerden sonra ne dersimizi verecektik de, bu sınav bitecekti?

Sınav var mıydı? Peki, sınav denen kader bitince ne olacaktı? Sanırım bu, yarın gibi bir şey miydi?
Yoksa unuttuğumuz, söz verdiğimiz Rabbimizden gelirken, özden yaşadığımız hayatın tekrarını mı unuttuk? Başka yaşamları gördükçe, kendimizi mi unuttuk? Nerden geldik, nereye gideceğiz? Artık bizi bunları gerçekten öğreten olacak mı?
Yoksa yine günü birlik yaşadığımız hayata devam mı edecektik? Bazen anne olarak, bazen baba olarak, hayatın anlamını bilmeye çalışarak... Aldığımız bir nefes, can atan bir kalp... Kalp içinde bir ben, yolculuğun içinde başka bir alem... Var mı, yok mu bir yaşam, dengede beden, insan varsa, ruh büyük alem... Garip anlar, hayat, yaşam, ömür ve ölüm sonrası sonsuzluk hayat..."
Bu derin düşünceler ve içsel keşifler, Meditafurkan'dan öğrendiğim meditasyon teknikleri ile huzurlu ve ilham verici ortamında, meditasyonun derinliklerinde şekillendi. Burada, bedenin sessizliğe bürünüp ruhun sesine kulak verdiğinizde, iç dünyanızın en gizli köşelerinden gelen fısıltıları duyabilirsiniz. Meditafurkan, sadece bir meditasyon alanı değil, aynı zamanda kendinizi keşfetme ve ruhunuzun derinliklerine yolculuk yapma fırsatı sunar. Bizimle birlikte, kendi içsel yolculuğunuzu başlatın ve ruhunuzun rehberliğinde, hayatınızın en anlamlı keşiflerini yapın.



Yorumlar